Karar Vermek ve Sorumluluk Almak

karar-vermek-sorumluluk-almak

Karar vermek çoğu zaman yalnızca seçenekler arasından birini seçmek gibi görünür. Oysa bir kararın ardından başka bir şey daha gelir: sorumluluk. Bir şeyi seçtiğimiz anda, seçtiğimiz şeyin sonuçlarıyla da ilişki kurmaya başlarız. Bu yüzden bazı insanlar için karar vermek, seçimin kendisinden çok beraberinde getirdiği sorumluluk nedeniyle zor olabilir. Çünkü karar vermek, bir anlamda “Ben bunu seçiyorum” diyebilmektir.

Karar Vermeyi Nerede Öğreniyoruz?

Karar verme biçimimizin temelleri erken yaşlarda atılabilir. Küçük bir çocuğu düşünelim. Hangi oyuncağı alacağına, ne giyeceğine, ne yemek istediğine dair küçük küçük seçimler yapar. Zamanla kendi isteğini fark etmeyi, bunu ifade etmeyi ve seçiminin sonucuyla karşılaşmayı öğrenir. Fakat bazı çocukların hayatında seçim alanı oldukça dar olabilir. Ne giyeceği, ne yiyeceği, hangi kursa gideceği, kimlerle arkadaş olacağı konusunda sürekli yönlendirilir. Çocuk adına verilen kararlar arttıkça kendi kararlarına güvenmesi zorlaşabilir.

Çünkü karar verme becerisi yalnızca doğru seçimleri yaparak gelişmez. Seçim yaparak gelişir. Bazen hata yaparak, bazen pişman olarak, bazen de verdiğimiz kararın sonucunu taşıyarak.

Hata yapmanın ağır biçimde cezalandırıldığı ortamlarda ise karar vermek giderek riskli bir deneyime dönüşebilir. Yanlış seçim eleştiri, küçümsenme veya sevgiyi kaybetme korkusuyla ilişkilendirildiğinde kişi yetişkinlikte de karar vermeden önce uzun süre dışarıdan güvence arayabilir.

“Sen olsan ne yapardın?”
“Sence hangisini seçmeliyim?”
“Ya yanlış karar verirsem?”

Bu soruların her biri zaman zaman hepimizin ihtiyacı olabilir. Ancak bazı insanlar için başkasının fikri bir süreliğine destek olmaktan çıkar ve kararın sorumluluğunu devretmenin bir yoluna dönüşebilir.

Başkasının Kararıyla Yaşamak

Kendi kararını vermek, aynı zamanda insanın kendi arzusuyla karşılaşması demektir. Çünkü kendi istediğimizi fark ettiğimiz anda, başkalarının beklentileriyle aramızdaki farkı da görmeye başlarız. Ailem bunu istemiyor olabilir. Partnerim bunu beklemiyor olabilir. Çevrem bunu onaylamıyor olabilir.

Böyle durumlarda insanın önünde iki farklı ihtiyaç belirir: kendi istediğini yapmak ve ötekinin sevgisini, onayını ya da kabulünü korumak.

Özellikle başkalarını memnun ederek var olmaya alışmış kişilerde karar vermek zorlaşabilir. Çünkü “Ben ne istiyorum?” sorusu, “Onlar benden ne bekliyor?” sorusunun gerisinde kalabilir. Kişi kendi hayatına ilişkin kararları verirken bile zihninde başkalarının seslerini taşıyabilir.Babam ne der? Partnerim ne düşünür? Beni bencil bulurlar mı? Hayal kırıklığına uğrarlar mı? Bir süre sonra insan kendi sesini duymakta zorlanabilir.

Sorumluluk Neden Bu Kadar Ağır Gelebilir?

Karar vermek, insanı kendi hayatının öznesi konumuna getirir. Seçimi başkası yaptığında sonuçların sorumluluğunu taşımak daha kolay gelebilir ve kişiyi olası bir başarısızlığın yarattığı duygudan koruyabilir. Aynı zamanda kişinin kendi hayatındaki etkisini de azaltır. Çünkü kararın sahibi olmadığımızda, sonucuyla kurduğumuz ilişki de değişir. Kendi seçmediğimiz bir hayatın içinde mutsuz olduğumuzda öfkeyi dışarıya yöneltmek daha kolay olabilir. Kendi kararımızın sonucunda mutsuz olduğumuzda ise başka bir şeyle karşılaşırız:

“Bunu ben seçtim.”

Bu cümle ağır gelebilir.

Fakat aynı cümle özgürleştirici bir taraf da taşır. Çünkü kendi kararının sorumluluğunu alabilen kişi, hayatında değişiklik yapma gücünü de kendisinde bulabilir.

Karar ve Ertelemek

Bazı insanlar ise karar vermeyi erteleyebilir. Seçenekleri tekrar tekrar değerlendirebilir, başkalarının fikrini sorabilir, daha fazla bilgi toplamaya çalışabilir veya doğru zamanın gelmesini bekleyebilir.

Bazen bütün bunların altında bir ihtiyaç vardır:

Kararın sorumluluğunu biraz daha ertelemek.

Oysa hiçbir karar sonsuza kadar ertelenemez. Karar vermemek de zaman içinde bir seçim yaratır.
Bir ilişki hakkında konuşmamak, ilişkiyi mevcut haliyle sürdürür. Bir işten ayrılmayı sürekli ertelemek, o işte kalmaya devam etmek anlamına gelir. Bir adım atmamak da hayatın belli bir biçimde devam etmesine izin verir. Bu yüzden bazen “Ben karar vermedim” dediğimiz yerde bile aslında hayatımız bir yönde ilerlemeye devam eder.

Belki olgunlaşmanın önemli parçalarından biri de burada ortaya çıkar:

Kendi kararlarımızın arkasında durabilmek. Yanlış karar verebileceğimizi bilerek. Pişman olabileceğimizi bilerek. Başkalarının bizi anlamayabileceğini bilerek.

Yine de “Bunu ben seçtim” diyebilmek.

Uzman Psikolog Deniz Arkman

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest