Ghosting

ghosting

Son yıllarda ghosting, love bombing, breadcrumbing gibi kavramları daha sık duymaya başladık. Özellikle flört ve romantik ilişkiler söz konusu olduğunda, yaşadığımız deneyimleri bu kavramlarla tanımlıyoruz.
İlişkilerde yaşanan bazı davranışlara isim vermek onları konuşmayı kolaylaştırıyor olabilir. Her ne kadar son yıllarda niceliği artsa da insanların birbirlerinin hayatından açıklama yapmadan çıkması, geride cevapsız sorular bırakması çok daha eski bir deneyim.

Bunu eski şarkılarda bile görmek mümkün. Mesela 90’larda Oya-Bora’nın Ara Beni şarkısındaki “Biz senle ne geceler yaşadık, fırtınalar koptu gövdemizde. Derken bıçak gibi kesip gittin, ben sormadım, sen söylemedin” sözleri, bugün ghosting dediğimiz deneyimin çok daha önceden de hayatımızda olduğunu düşündürüyor.

Peki Ghosting dediğimiz şey tam olarak ne?

Ghosting, bir ilişkiyi açıklama yapmadan aniden sonlandırmak ve iletişimi kesmek demek. Elbette herkes bir ilişkiyi sürdürmek istemediğinde iletişimi kesme hakkına sahip. Bazen biriyle görüşmek istemeyebiliriz ve bunun nedenini uzun uzun açıklamak istemeyebiliriz. Karşımızdaki kişi sınırlarımızı ciddi biçimde aşmış, bize kötü davranmış ya da ilişkiyi sürdürülemez hale getiren bir şey yapmış olabilir. Böyle bir durumda neden gittiğimizin cevabı zaten yaşananların içinde olabilir.

Bu yüzden açıklama yapmadan iletişimi kesmek tek başına ghosting anlamına gelmeyebilir. Ghosting’i farklılaştıran şey, herhangi bir bitiş işareti yokken, ilişki olağan şekilde devam ederken kişinin bir anda ortadan kaybolmasıdır. Mesajlara cevap vermemek, aramaları açmamak ve hiçbir açıklama yapmadan iletişimi tamamen kesmek buna örnek olabilir.

Böylece kişi hem ilişkinin sona ermesiyle hem de ilişkinin neden sona erdiğini anlamaya çalışmakla baş başa kalır.

Ghosting yok olmak olarak algılanıyor ama belki de bir yanıyla yok olarak var olmayı da çağrıştırıyor bana. Çünkü kişi ilişki içinde varlığını sürdürmek yerine ortadan kaybolarak, ötekinin zihninde daha görünür hale gelebiliyor ve bazen kendi varlığını yokluğu üzerinden kurmuş oluyor. Kişi iletişimi kesiyor, ortadan kayboluyor. Ardından karşı tarafın zihninde sorular başlıyor: “Ne oldu?”, “Neden gitti?”, “Tekrar dönecek mi?” Kişi artık ortada yoktur ama öteki onu arıyor, merak ediyor, anlamaya çalışıyor. Bu sayede kişi, farkında olarak veya olmayarak ötekinin zihninde kapladığı yer üzerinden kendi önemini ve etkisini hissediyor olabilir.

Bir anlamda kişi yok olarak görünür olur.

Peki kişi neden böyle bir yolu tercih ediyor olabilir?

Ghosting, ilişkiyi bitirmek isteyen kişiye kısa vadede bir rahatlama sağlayabilir. Açıklama yapmak, karşı tarafın tepkisiyle karşılaşmak, suçluluk duymak ya da kararının arkasında durmak zorunda kalmadan ilişkiden çıkmasını sağlar. Özellikle çatışma karşısında zorlanan biri için “Artık devam etmek istemiyorum” demek oldukça güç olabilir. Ghosting, bu konuşmanın yarattığı rahatsızlığı ortadan kaldırır. Kişi böylece ilişkinin bitişini konuşmak yerine, bitişin kendisinden uzaklaşabilir.

Bununla birlikte, ghosting kişiye ilişkinin bitişi üzerinde bir kontrol duygusu da verebilir. İletişimin ne zaman başlayıp ne zaman biteceğine kişi tek başına karar verir. Karşı taraf ise ne olduğunu anlamaya çalışırken bekleyen konumda kalır.

Böylece suçluluk, üzüntü, öfke, karşı tarafın hayal kırıklığı ya da bir ilişkinin bitişiyle yüzleşmenin ağırlığı bir süreliğine geride kalır. Fakat kişi ötekiyle yüzleşmekten kaçarken kendisinden, duygularından uzaklaşır ve kendisine yabancılaşır.

Diğer taraftan birine yaklaşmak başta heyecan, arzu ve merak yaratabilir. Fakat ilişki derinleştikçe başka duygular ortaya çıkar: görülmek, ihtiyaç duymak, karşılık vermek, sorumluluk almak, incinme ihtimali… O noktada yakınlık, arzulanan bir şey olmaktan çıkıp bir tehdit gibi hissedilebilir. Kişi bir yandan bağ kurmak isterken, diğer yandan bağ kurmanın getirdiği kırılganlıktan uzaklaşmak isteyebilir.
Ghosting de böyle bir durumda kişinin yakınlıkla baş etme biçimlerinden biri haline gelebilir. İlişki derinleştiğinde geri çekilir, iletişimi keser ve yeniden kendi güvenli mesafesine döner.

Bir başka ihtimal de ilişkinin başında kurduğumuz hayalle, zaman içinde karşımıza çıkan gerçek kişi arasındaki farkla ilgili olabilir. İlişkinin başında karşımızdaki kişiyi çoğu zaman henüz tam olarak tanımayız. Boşlukları kendi beklentilerimiz, arzularımız ve hayallerimiz doldurur. Zaman geçtikçe kişi daha gerçek, daha karmaşık ve daha farklı bir hâliyle karşımıza çıkar. Bazı insanlar bu hayal kırıklığını taşıyıp ilişkiyi yeniden değerlendirmekte zorlanabilir. Başlangıçtaki heyecan kaybolduğunda, ilişkinin üzerinde çalışmak yerine tamamen uzaklaşmayı tercih edebilir.

Ayrıca ghosting bağlanma ve ilişki kurma biçimimizle de ilgili olabilir. İlişki kurma, derinleşme ve sürdürme kapasitesi zayıfladığında, sadece cinsel haz odaklı ilişkiler artıyor olabilir. Dolayısıyla ilişkiyi sürdürmek için gereken duygusal yatırım ve çaba da gereksiz gibi algılanabilir. Özellikle alternatiflerin kolayca ulaşılabilir olduğu bir ortamda, bir ilişkiyi anlamaya ve sürdürmeye çalışmak yerine başka bir ihtimale sessizce yönelmek daha kolay gelebilir.

Bir de biz bir ilişki kurduğumuzda karşımızda yalnızca bizim beklentilerimizi karşılayacak bir kişi yoktur. Kendi arzuları, beklentileri, kırılganlıkları ve hayal kırıklıkları olan bir insan vardır. Fakat ilişki yüzeysel kaldığında ya da iletişim büyük ölçüde ekran üzerinden yürüdüğünde, karşımızdaki kişinin kendi dünyası olan bir özne olduğunu zihinde tutmak zorlaşabilir. Bir mesajı yanıtlamamak, bir sohbeti silmek ya da bir uygulamada eşleşmeyi kaldırmak çok kolay hale gelir.

Böylece karşımızdaki kişinin ne hissedeceğini, bu davranışın onda nasıl bir etki yaratacağını ya da onun da bizim gibi bir şeyler yaşayan biri olduğunu düşünmek giderek zorlaşabilir. Öteki, kendi arzuları ve duyguları olan bir insandan çok, hayatımıza girip çıkan bir profile, bir nesneye, bir mesaja ya da bir eşleşmeye dönüşebilir.

Diğer bir ihtimal de reddedilme korkusu. İlişkiyi bitiren taraf olmak, kişiye bir tür güvenlik sağlayabilir. “Ben terk edilmeden önce ben giderim” duygusu devreye girebilir. Çünkü ilişkiyi kendi isteğiyle bitirdiğinde, karşı tarafın seni seçmemesiyle yüzleşmek zorunda kalmazsın. Bu durumda ghosting, yalnızca karşı taraftan uzaklaşmanın değil, reddedilme ihtimalinden kendini korumanın da bir yolu haline gelebilir.

İnsanlar neden ghosting yapıyor sorusunun üzerine daha çok konuşabiliriz. Her birinin kendi hikâyesi, korkuları ve ilişki kurma biçimi var. Ama yine de insan bir ilişkiden aniden uzaklaşabilse de o ilişkinin kendisinde bıraktığı izlerden aynı kolaylıkla uzaklaşması zor.

Psikanalist Darian Leader, Freud’un ego anlayışını tartışırken benliğimizin geçmiş ilişkilerden, kayıplardan ve geride kalan izlerden bağımsız düşünülemeyeceğini anlatır. Yani bir yanıyla hayatımızdan çıkan insanlar da bizi şekillendirmeye devam eder. Vazgeçtiğimiz, kaybettiğimiz, bizi terk eden ya da bizim terk ettiğimiz insanlar, kim olduğumuza dair hikâyenin bir parçası haline gelir.

Bu açıdan ghosting ilginç bir karşıtlık yaratıyor. Bir insan hayatımızdan hiçbir açıklama yapmadan çıkabilir ve sanki hiçbir iz bırakmadan gitmiş gibi görünebilir. Oysa bir ilişkinin sona ermesi, o ilişkide yaşananların zihnimizde bıraktığı izleri ortadan kaldırmaz. Kim olduğumuzu; kimlerle karşılaştığımız, kimi sevdiğimiz, kimden vazgeçtiğimiz, kimin bizi nasıl gördüğü ve bizim başkalarının hayatında nasıl bir iz bıraktığımız da şekillendirir.

Ve belki ghosting’in en büyük yanılgısı da burada: Birinden hiçbir şey söylemeden uzaklaşabiliriz. Ama ne kendimizden ne de birlikte yaşanan ilişkinin bıraktığı izlerden aynı kolaylıkla uzaklaşabiliriz.

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest